Leser/Okur

8 Şubat 2014 Cumartesi

Basak Yilmaz Coban

Ressam Basak Yilmaz Coban, Istanbul, Türkiye. O, 2000 - 2004 yillari arasi Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliğini bitirdi. Ressam daha sonra  2005 - 2008 yillarinda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümü,nden yüksek lisans ile mezun oldu. Basak Yilmaz Coban, resim çalışmalarına, İstanbul'da kendi atölyesinde devam etmektedir. 
Kendince: "İnsan hayatının her alanına sınırsızca müdahalenin yapıldığı günümüzde; sanatçı, ürününün niteliğini kaybetmeden, toplumla diyalog kurabileceği sanat yapıtlarını üretmeye devam etmelidir. Ben de, sanatsal değere ulaşmış, toplumla rahat diyalog kurabileceğim, anlatmak istediklerimi izleyenlere yansıtabileceğim çalışmalar üretme arzusu içindeyim.
Figüratif, gerçekçi resim tavrında çalışmalarımı yürütüyorum. Tercihimi figür resmi yönünde kullanmamdaki sebeplerin başında, bir resmin temel dayanaklarından olan desene, hâkim olup üslubumda gelişme sağlamak. Hem de toplumsal düzen, yaşam ve insan hakkındaki düşüncelerimi, dünya görüşümü, bende oluşturduğu duyguları, net ve açık biçimde ifade edebileceğimi düşündüğüm, kişiliğime de yakın bir resim tavrı olarak görüyorum.

İçerikten önce biçimsel yapı, renk ve diğer plastik öğeler arasındaki uyumu yakalama ve estetik yapıya varma hedefi ve tutkusu ağır basıyor. İnsanların yaşantıları sonucunda ortaya çıkan ruh halleri ve durumlar resimlerimin içeriğini oluşturuyor. Bu dönem yakınımdaki kişileri ya da bazen kendimi model olarak seçiyorum. Benim için model aldığım kişilerin kimliğini yansıtmaktan çok, modeli araç olarak kullanıyor, anlatmak istediğim anlık bir durum ya da duygu durumuna ulaşmaya çalışıyorum.

Özellikle bir kadın olarak, kadının toplumdaki rolü, etkileri ve kadının yeri dikkatimi daha çok çekiyor. Şimdilik kadınlar resimlerime düşünceli duruşlarıyla yansıyor. Düşünceli olmalarındaki sebep, yaşananlar karşısında durup düşünmenin gerekliliği ya da benim yaşananlar karşısında çok yönlü düşünüyor oluşumun tuvale yansıması da diyebiliriz. Resimlerimde ifadenin birinci derecede belirdiği portre ve elleri gerçeğe yakın bir üslupla işlemeyi tercih ediyorum. Gerçekçi figürler çalışmanın bana zevk vermesi de, tercih sebeplerimden bir diğeri olduğunu belirtmeden geçemem. Objeler ve mekân, içeriği destekleyen diğer öğelerden. Yer yer parlak renkleri ortaya çıkarsam da, bu durum renkçi bir yaklaşımdan değil, kompozisyonun kurgusu ve içeriğin gereği olarak, hissettiğim noktalarda beliriyor. Tuvalin kimi yerinde pentür etkisini vurguluyorken kimi yerde yalnızca ince bir tabakayla varlığını hissettirmiş olmam yeterli oluyor.
Zamanla daha da ileriye taşıyacağımı düşündüğüm teknik ve biçim olgusunda, geçmiş ve günümüzde öne çıkmış olan ustaların eserlerini gözlemlememin de yararları bu noktada önemli. Velazquez’le başlayan araştırma girişimlerim beni, Lucian Freud’un resimlerindeki tensel yapıya ilişkin incelemelere doğru götürdü.

Sanat tarihinde görüyoruz ki, sanatçıların yaşadıkları dönem, içinde bulundukları yaşam şekli, etkilendikleri durumlar, olaylar, aldıkları eğitim, iletişimde bulundukları kişiler, kendi kişilikleri sanatlarını nasıl biçimlendirdiyse, doğaldır ki, benim de çalışmalarıma yön veriyor. Resim sanatıyla olan ilişkim gün geçtikçe içinde yaşadığım topluma ve sanata karşı olan sorumluluk duygumu da artırıyor. Bir sanatçının topluma, dünyaya ve sanata karşı olan sorumluluğu içinde barındırdığı sürece, sanat değeri taşıyan eserlere ulaşacağına inanıyorum. Sanatçı olmanın getirdiği bilinç düzeyi, bilgi birikimi ve aydınlık bir dünya görüşüyle üreteceği eserlerle, koyacağı tavrın, toplumlarda meydana gelmiş olan çarpıklıkların, olumsuzlukların düzelmesinde etkili olacağını, uygarlığın gelişimine katkıda bulunacağını düşünüyorum."

Hiç yorum yok: